AnaSayfa Cinsellik Yaşlılarda Cinsellik

Yaşlılıkta Üreme Sağlığı ve Cinsel Yaşam

Günümüz düşük doğurganlık ve düşük ölüm oranları nedeniyle yaşlanma çağı olarak nitelendirilmektedir. Gelecek 25 yıl Avrupa’da yaşlı nüfusta % 80, doğurganlıkta ise %3 artış olacaktır. Avrupa’da 2050 yılında 65 yaş üstü nüfus toplam nüfusun % 25’ine ulaşacaktır. Türkiye’de 1965’de 54 yıl olan ortalama insan ömrünün, Birleşmiş Milletlerin 2003 yılı raporunda erkeklerde 67, kadınlarda ise 72 yıla çıktığı bildirilmiştir. Ömrün uzaması sadece yaşlı nüfusun artmasıyla sonuçlanmamış; uzayan yaşam süresine bağlı olarak görme, işitme gibi bedensel duyular ve hafıza gibi zihinsel fonksiyonlarda değişen düzeyde kayıplar, şişmanlık, idrar kaçırma, kemik erimesi ve nefes darlığı gibi birçok hastalıklarla daha sık ve daha uzun süre birlikte yaşama zorunluluğunu ortaya çıkarmıştır. Diğer taraftan bazı araştırmalar yaşlanmayla birlikte cinsel fonksiyonların olumsuz etkilendiği, buna karşın insanların 80 yaş ve hatta sonrasında bile cinsel bakımdan aktif kalabileceği, üstelik cinsel faaliyetin sürdürülmesinin insanın fiziksel ve ruhsal sağlığı üzerinde de bir çok olumlu etkisinin olabileceği gösterilmiştir.

Yaşlanmanın belirleyicileri:

Genetik (irsi) ve hücresel düzeyde belirleyiciler: Kişinin doğuştan sahip olduğu yapısal özellikleridir.

Özel önlemlerin varlığı: Kazanılmış faktörlerin etkisidir. Bunlar güvenli, sağlıklı bir çevrede olma ile kişinin yaşama şeklidir (uygun beslenme, egzersiz, sağlıklı zihinsel yapı için gerekli sosyal ilişkilerin olması, sigara ve alkolden uzak kalmak, ilaçlar, kronik hastalıklardan korunmayı sağlayacak tıbbi güvencenin varlığı, vb.).

Cinsellik nedir?

Cinsellik kişiler arası iletişimi, cinsel davranışı, isteği, duyguları, uyarılmayı, birleşmeyi ve haz almayı içine alan geniş bir kavramdır. İnsan yaşamının en temel gereksinimlerinden biridir. Yaşamda sevginin, arzunun, kendinden geçmenin, şefkatin ve bütünleşmenin bir araya geldiği en özel yaşantıdır. Cinsellik sadece kişinin cinsel arzusu ve davranışı şeklinde tarif edilmez. Bunun ötesinde kişilerin cinsel bilgilerini, inanışlarını, tutumlarını ve değer yargılarını içerir.

Üreme işlevi ise hormonlar tarafından kontrol edilen cinsel organların farklı cinsiyetlerdeki birleşmesi sonrasında gerçekleşmektedir. Üreme sağlığı üreme sisteminin fonksiyonları ve işleyişine ilişkin bütün alanlarda sadece bir hastalık yada sakatlık olmaması değil, fiziksel, ruhsal ve sosyal açıdan bütünüyle iyi olma durumudur. Bu nedenle üreme sağlığı insanlarda doyurucu ve güvenli bir cinsel yaşamı hedeflemektedir. Cinsel birliktelik ise yalnızca üreme amaçlı bir eylem değildir. Cinsel organların fiziksel temasının ötesinde duygusal ve/veya bedensel temastan haz duyulması, cinsiyetini benimseyip ona uyumlu davranmaya çalışmak da cinselliği yaşamak demektir. Kişi cinsellikle ilgili duygularını başkalarıyla paylaşmasa da, yalnızca düşünerek ve düşleyerek de mutlu olabilir. Bireyler kendi bedenine temasla da (elle tatmin) haz duyabilirler. Bu haz ve mutluluk bir başkası ile yaşandığında ise kişiler arası cinsel yakınlaşmadan söz edilir. Sağlıklı cinsellikte gerekli olan duyguların, istek ve beklentilerin karşılanmasıdır. Bireylerin cinsel yaşamlarındaki beklentilerinin karşılanamaması durumunda cinsel sorunlar ortaya çıkabilir. Bedensel hastalıklar, duygusal nedenler ve eş ile olan olumsuz ilişkiler cinsel sorunlara yol açabilir. Yaşanan cinsel sorunlar bireylerin cinsel hayattaki beklentilerinin karşılanamamasına yol açar. Sağlıklı insanlarda yaşlanma süreci ile birlikte cinsel yaşamın doğrudan etkilendiği söylenemez. Bu dönemde de genel iyilik hali için diğer yaşamsal ihtiyaçlarla uyum içinde cinsellik de yaşanmalıdır. Düşünceler, duygu ve davranışlar boyutunda cinsellik herkes tarafından yaşam boyu sürebilir. Zaten cinsel sağlık; bedensel, duygusal ve toplumsal tam bir iyilik hali olup, kadın-erkek, genç-yaşlı bütün insanlar için temel bir haktır.

Menopoz nedir?

Menopoz, kadının ilerleyen yaşlarında yumurtalık fonksiyonlarının durması sonucu azalan kadınlık hormonlarına (östrojen, progesteron) bağlı olarak 1 yıldan uzun süreli olarak adet görmeme durumuna verilen bir addır.

Menapozda adet görmeme nedeni nedir?

Menopoz 40-50 yaşları arasında, ülkemizde ise ortalama 45 yaşlarında görülür. 40 yaşın altında adetten kesilmeye ise erken menopoza girme denir. Doğal menopozda, kadın yumurtalıklarının yaşa ve kişinin genetik özelliklerine bağlı olarak hormon yapımını azaltması ve durdurması söz konusudur. Kişinin, ne zaman doğal menopoza gireceğini önceden bilmesi mümkün değildir. Cerrahi menopoz ise kadının sağlığı için ameliyatla yumurtalıklarının alınması ile başlar. Sonuç olarak menopozu başlatan esas mekanizma yumurtalıkların kadınlık hormonlarını yapmayı azaltması ve durdurmasıdır. Bu durumda kadınlık hormonlarının salgılanmaması ile rahmin aylık gelişimi olmayacağından adet kanaması da olmaz.

Kadınlık hormonlarının bir çok görevi vardır. Bunlar;

  • Rahimin gelişmesi ve adet kanamasının oluşması
  • Meme dokusunun gelişmesi
  • Hazne ıslaklığı ve esnekliğinin sağlanması
  • İdrar torbası ve kanalının yapısının düzenlenmesi
  • Sinir sisteminin düzenli ve dengeli çalışması
  • Kemik yapısının güçlenmesi
  • Kadının kalp ve damar hastalıklarından korunmasıdır.

Menopoz belirtileri nelerdir?

  • Menopoz girildiğinde görülebilen yakınmalar;
  • Ateş basmaları, gece terlemesi
  • Sinirlilik, huzursuzluk, uykusuzluk
  • Dikkat ve hafızayı toparlayamama
  • Kilo alma
  • İdrar yakınmaları (sık çıkma, kaçırma gibi)
  • Memelerde küçülme, haznede kuruluk ve elastik yapısında azalma
  • Cinsel istekte ve cinsel tatminde azalma
  • Kemik erimesi (osteoporoz)
  • Kalp ve damar sistemine ait yakınmalardır.

Menopoza giren kadınlar, bu belirtilerin bir yada birkaçı ile karşılaşabilir. Her menopozlu kadın bu belirtilerin tamamı ile karşılaşacak anlamı çıkarılmamalıdır. Menopozda vücutta oluşan değişiklikler ve yaşlanma duygusu kişiyi strese sokabilir ve yaşamını olumsuz yönde etkileyebilir. Menopoza girmekle beraber yaşlılığın başlayacağı hissi bazı kadınları endişelendirebilir. Ancak bu durum bazen kadınlarda büyük bir sorun oluştururken bazı kadınlarda ise doğal karşılanmaktadır. Depresyon menopozda ve yaşlılıkta sık karşılaşılan bir durumdur. Menopozda karşılaşılan depresyonun kişisel, sosyal ve yaşam tarzında oluşan değişikliklere bağlı olarak ortaya çıktığına inanılmaktadır.

Menopozun tedavisi

Menopoz kadınlık hormonlarının vücuttan eksilmesi ile ortaya çıktığından, eksilen hormonların yerine konulması ile tedavi sağlanır. Buna hormon destek tedavisi denir. Hormon destek tedavisine ek olarak diyet ve eksersiz tedavisi de uygulanabilmektedir. Hormon destek tedavisi, ağızdan alınan hormon hapları, cilde yapıştırılan hormon plakaları, cilt altına konulan kapsüller, hazneden uygulanan hormonlu kremler ve tabletler aracılığı ile yapılabilir. Hormon destek tedavilerinde, kişinin isteğine bağlı olarak her ay kanamalı yada hiç kanamasız tedavi modelleri uygulanabilir. Adet kanaması oluşmasını istemeyen kişilerde kesintisiz düşük dozlu östrojen ve progesteron hormonları kombine olarak kullanılabilir. Kişilere hangi yolla ve ne miktarda hormon tedavisi verilmesi gerektiğine kadın hastalıkları doktoru karar verir.

Aşağıda belirtilen durumlar var ise, bu tedavinin yapılması risklidir, eğer yapılacaksa da yakın doktor takibi ile hormon destek tedavisinin sürdürülebileceği unutulmamalıdır.

Hormon tedavisinin riskli olduğu durumlar;

  • Sigara içenler
  • Kanda pıhtılaşma bozukluğu olanlar
  • Menopoz yaşı civarında teşhisi konulmamış kanamaları olan kişiler
  • Yüksek tansiyonu olan veya kalp krizi geçirenler
  • Meme ve rahim kanseri olanlar
  • Karaciğer veya böbrek hastası olanlar
  • Şeker hastaları
  • Aşırı kilolular.

Diyet ve egzersiz tedavisinde ise az yağlı, lifli,yüksek kalsiyum içeren gıdaların alınması ve düzenli egzersiz yapılması önerilmektedir. Örneğin haftada 3-4 gün 20-30 dakika yürüyüş yapmak, bisiklete binmek gibi egzersizler ile kemik erimelerini (osteoporozu) azaltıcı önlemlerdir. Menopoz döneminin önemli sorunlarında biri olan kemik erimesi, hormon destek tedavisi uygulamalarından büyük yarar görür. Bu tedaviyi kullanamayacak kişilerde ise doktor tavsiyesine göre, hormon özelliği olmayan kemiği güçlendirici ilaçlar kullanılmaktadır.

Öneriler

Menapoz sonrası cinsel ilişkide ağrı duyuluyor ise doktora başvurulmalıdır. Hormon destek tedavisi alınarak menopoz sıkıntıları atlatılabilir ve mutlu olunabilir.

Yaşlanma korkusu, cinsel yönden kendini çekici bulmama, eve kapanma gibi sorunlar varsa, bunlar arkadaşlarla paylaşılmalı ve yeni uğraşlar edinilmelidir.

Menopoz sonrasında beklenmeyen uzun süreli kanamalar, memelerde kitle ve ağrı, aşırı akıntı, devamlı baş ağrısı, menopoz tedavisi sırasında beklenmeyen düzensiz kanamalar durumunda hemen doktora başvurulmalıdır.

Günlük ortalama 1000 mg kalsiyum alınmalıdır. (Süt ve süt ürünleri, tahin, pekmez, fındık badem gibi çerezler kalsiyumdan zengindir)

Vücudumuz kalsiyumu ancak D vitamini ile birlikte kullanabilir. Günlük tavsiye edilen D vitamini miktarı 400 ünitedir. Bu haftada bir 30-60 dakika alınan güneş ışığından veya D vitamini haplarından sağlanabilir. D vitaminin fazlası ise sağlığa zararlıdır.

Böbrek taşı olan kişilere ek olarak kalsiyum tedavisi tavsiye edilmez, bu nedenle kalsiyum hapları doktor tavsiyesine göre alınmalıdır.

Andropoz nedir?

Erkeklerde yaşlanmayla birlikte ortaya çıkan hormonal değişimlere bağlı belirti, yakınma ve bulgular andropoz olarak tanımlanabilir. Bu kavram yaşam süresinin uzaması ile gündeme gelmiş ve kadınlardaki menopozdan esinlenerek türetilmiştir. Androjen de denilen erkeklik hormonları erkek tipi gelişmeyi sağlar, kas gelişimi, kemik, sinir sistemi, prostat ve kemik iliği gibi organlara etki yapar. Cinsel yaşam ve üreme için gerekli olan cinsel arzunun, sertleşmenin sağlanması ve sperm yapımının gerçekleşmesi androjen hormonlarına bağlıdır. Yaşlanan erkekte önemli androjenlerden olan testosteronun serumdaki etkin seviyeleri yılda yaklaşık %1 oranında azalmaktadır. 65 yaş üzerindeki erkeklerin neredeyse yarısında kanda etkin testosteron düzeyleri azalması görülmekte ve eksilen hormonu yerine koyma tedavisini gerektirecek belirtiler ortaya çıkmaktadır.

Andropoza girme nedeni nedir?

Tam olarak nedeni bilinmemektedir, ancak yaşlanmayla beraber vücutta oluşan hormon değişiklikleri sorumlu tutulmaktadır. Androjen hormon düzeyleri ilerleyen yaşla birlikte azalır denilmekte ise de bu durum kişiden kişiye değişmektedir.

Andropoza girme belirtileri nelerdir?

Cinsel istekte ve fonksiyonda azalma, penisin sertleşmesinde özellikle geceleri uyku sırasındaki sertleşmelerinin kalitesinde düşme

Uyku bozuklukları, dikkat azalması, kızgınlık, yorgunluk ve depresyon

Vücudun yağ kitlesinde artış, kas kitlesinde ve gücünde azalma

Vücut kıllanmasında azalma ve ciltte değişiklikler

Kemik erimesi ve bunun sonucunda kemikte mineral yoğunluğunun azalması (osteoporoz)

İç organlarda yağlanma artışı

Sıralanan belirtilerin tümünün birden bir kişide olması beklenmemelidir. Birisi yada bir kaçının bir arada bulunması yeterli görülmektedir.

Andrapoz tedavisi ve öneriler

Burada amaçlanan sosyal iyilik duygusunu ve cinsel arzuyu sağlamaktır. Bu amaca yönelik ilaçla; içilebilen haplar, kalçadan uygulanan iğneler, deriye yapıştırılan ilaçlar ve deriye sürülen krem ve jeller olmak üzere başlıca 4 gruptur. Bu ilaçlardan hangisinin uygulanacağını belirlemek ve kişinin durumunu değerlendirmek için bir Üroloji uzmanı tarafından muayene yapılması ve birtakım kan testlerinin alınması gerekmektedir. Çünkü ilaçların prostat ve kalp üzerine yönelik etkileri önceden değerlendirilmeli ve hastalar bu ilaçların olası yan etkilerine yönelik bilgilendirilmelidir.

Yaşlılıkta cinsel yaşam

Cinsellik doğumla başlayan, ölüme kadar süren temel bir insan ihtiyacıdır. Cinsel yaşam yaşlılıkta da normal olarak sürmektedir. Her yaşın cinselliği farklıdır, ama kadınlar da erkekler de yaşadıkları sürece cinsel ilgi duyarlar ve cinsel yaşamlarını sürdürebilirler. Yaşları ilerleyen kişilerin cinsellikten uzaklaşmasında en önemli etken, bunun uygunsuz bir davranış olacağına kendilerinin ve çevrelerinin inanması, bununla bağlantılı bir diğer etken de uygun cinsel eş bulmanın zorlaşmasıdır.

Sağlıklı bir yaşlıda cinselliğin olmadığını yada olmaması gerektiğini düşünmek, yemek yemenin, uyumanın yaşlılıkta gereksiz olduğunu düşünmek gibidir. İnsan yaşamında yeri olan böyle bir olguyu yaşlılar için yok saymak gerçekçi değildir. Yaşlılıkta cinselliğin boyutları farklı olup, cinsel birleşme bu yaşlarda artık üreme amaçlı yaşanmaz. Yaşlılıkta cinsellik, daha çok birlikte rahatlama, gevşeme ve haz paylaşma amacına yönelik olarak kişilerin birbirlerine karşı sevgi ve bağlılıklarını ifade etmelerinin bir aracı olabilir.

Cinsellik yaşam boyu devam eder, ancak ileri yaşlarda tüm bedensel işlevlerimiz gibi cinsel işlevlerimizde de fizyolojik farklılıklar oluşur. İleri yaşlarda cinsel dürtüler tamamen ortadan kalkmamaktadır. Ancak doğal olarak bazı fizyolojik değişiklikler olur. Bu değişiklikleri bilmeyen yada kabul edemeyen kişiler için çeşitli cinsel sorunlar ve doyumsuzluklar ortaya çıkabilir. Yaşın ilerlemesiyle birlikte, erkeklerin cinsel açıdan uyarılmaları için gereken süre uzar, sertleşmenin ortaya çıkışı daha çok zaman alır. Kadınlarda östrojen hormonunda azalmaya bağlı olarak vajinadaki kayganlık azalır ve ciltte incelmeler ortaya çıkar. Cinsel açıdan uyarılma ve ıslanma yanıtı gecikebilir, azalabilir. Bununla bağlantılı olarak orgazma ulaşma süresi uzayabilir, orgazmın şiddeti azalabilir. Bunlar tamamen normal, herkeste olan fizyolojik değişikliklerdir. Ama bu değişmeler, cinsel yaşantının bitişi anlamına gelmez.

İleri yaşlarda cinsel etkinliğin ortadan kalkmasının nedeni genellikle cinsel bir partnerin (eş) yokluğu yada araya giren fiziksel rahatsızlıklar ve hastalıklardır. Kalp damar hastalıkları, şeker hastalığı, hipertansiyon, enfeksiyonlar, cinsiyet hormonları yetersizliği, romatizma gibi kronik fiziksel hastalıklar, bazı tansiyon ve depresyon tedavisinde kullanılan ilaçlar, sigara ve alkol cinsel sağlıkta bozukluklarına yol açabilir. Eşin kaybı, yalnızlık, boşanma ve depresyon gibi psikolojik faktörler ile bakımevinde yaşama gibi durumlar cinsel yaşamı olumsuz etkileyebilir. Ancak kişilerin sorun olduğunu düşündüğü pek çok durum, yardım alındığında çözümlenebilen, bu konuda bilgisizliğe bağlı olarak farklı beklentilerden kaynaklanan durumlar olabilir.

Kişinin cinsel yaşamı genç erişkinlik döneminde ne kadar sağlıklı ve aktifse, yaşlılıktaki cinsel yaşamı da o kadar aktif olmaktadır. Fiziksel çekicilik azaldığında cinsel yaşamın da biteceğini sanılmamalı, sağlıklı ve güvenli bir ilişkide cinsel doyuma ulaşmanın tek yolunun da cinsel birleşmeden ibaret olduğu düşünülmemelidir. Yaşlılıkta ortaya çıkabilecek fiziksel cinsel sorunlar yumuşaklık, sevecenlik, güven ve tanışıklık sayesinde kolayca aşılabilir. Bu dönemdeki cinsellikle ilgili diğer sorun da tam tersi tutum ve düşüncelerden kaynaklanmaktadır. Yaşla birlikte kaybolmayan ama doğal olarak azalan yada yavaşlayan cinsel kapasiteyi zorlamak da kimi zaman sorunlara neden olabilmektedir. Bazen yaşlılar cinsel ilgileri nedeniyle sıkıntı, utangaçlık ve suçluluk duyabilirler. Cinsellikle ilgili doğal ilgileri ile toplumun kendilerinden beklediği cinsellikten uzak, ciddi ve güvenilir davranışlar arasında çatışma yaşayabilirler. Yaşlıların cinsellikle ilgili duygu ve düşüncelerini ifade etmede desteğe, cinsel istek ve aktivitenin sağlıklı yaşlanmanın bir gereği olduğunu bilmeye, yaşla oluşan fizyolojik değişiklikleri ve cinsel aktiviteyi etkileyen hastalık ve tedavileri tartışmaya ihtiyaçları vardır. Yaşlandıkça cinsel isteksizlik olabilir, bu normal bir durumdur, önemli olan yaşlılık döneminin kendine özgü bir cinselliği taşıyabileceğini bilmek ve kabullenmektir. Cinsel doyum ilişki sıklığından çok, cinselliğin sevgi ve şefkat, dokunma, birlikte yatma gibi boyutlarının ön plana geçmesine izin vermekle mümkün olabilecektir. Bu dönemde cinsellikle ilgili kaygıları ya da oluşan sorunları bir psikiyatrist ile paylaşmaktan çekinmemek çok da yararlı olabilmektedir.

Sağlıklı bir yaşlılık için öneriler

Beslenmenize dikkat edin, yeterli ve dengeli beslenin. Kilonuzu kontrol altında tutun, besin değeri yüksek kalorisi az olan besinler tüketmeye çalışın. Sık sık ve az miktarlarda yiyin. Az yağlı yiyin, tuzu kısıtlayın. Sebze ve meyveyi diyetinizden eksiltmeyin. Bol su için. Şekeri mümkün olduğunca kısıtlayın. Her hafta balık yiyin, kırmızı et gibi hayvansal proteinleri ise aşırı tüketmeyin.

Doktor denetiminde yaşınıza uygun düzenli egzersizler yapın. Egzersiz, kalbin dostudur ve kolesterol sorununun çözümünü kolaylaştırır. Kemikleri korur, sıkıntıyı ve depresyonu azaltır, yaşama olumlu bakış açısı kazandırır ve daha güçlü bir bellek sağlar. Sağlığı destekler, yaşama isteğini artırır ve yaşam kalitesini yükseltir.

Sigara ve alkol kullanmayın.
Düzenli olarak uyuyun.
İlaçlarınızı doktor kontrolünde kullanın, doktor tarafından tavsiye edilmedikçe ilaç almayın.

Stres yaşlanmayı hızlandırır, bazı hastalıkları tetikler, stresten kaçının ve stresle baş etme yollarını bilin. Yaşama daha olumlu bakabilecek ortamlar yaratın. Bunun için farklı sosyal faaliyetlere katılın, kitap okuyun, müzik dinleyin.

Düzenli aralıklarla sağlık kontrollerinizi yaptırın.

Kaynaklar

  1. 1.Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) 2003 İnsani Geliştirme Raporu: Türkiyeye İlişkin Göstergeler. Türkiye Temsilciliği, 8 Temmuz 2003
  2. 2.Thomas F, Renaud F, Benefice E, de Meeus T, Guegan JF. International variability of ages at menarche and menopause: patterns and main determinants. Hum Biol. 2001 73:271-90
  3. 3.The aging male and erectile dysfunction. Montorsi F, Brigati A, Salonia A, Deho F, Cestari A, Guazzoni G, Rigatti P, Stief C. BJU Int 92: 516- 520, 2003
  4. 4.The aging male and erectile dysfunction. Montorsi F, Salonia A, Deho F, Brigati A, Rigatti P. World J Urol 20: 28-35, 2002
  5. 5.Fertility and sexual life of men after their forties and in older age. Wolf-Bernhard Schill. Asian J Androl 3: 1-7, 2001
  6. 6.Sexuality. Dennerstein L, Lehert P, burger H, Guthrie J. Am J Med. 19: 59-63, 2005

   VII. Yaşlı kadınlar ve cinsellik. Turna B, Semerci B. Erkek ve kadın cinsel sağlığı.Türk Androloji Derneği Yayını. 671 

         678, 2004

 

İletişime Geçmek İçin

Uygulamalar

Laparoskopi
Endoüroloji -Taş Cerrahisi-
Çocuk Ürolojisi
İnkontinans